Böyle yüzeysel başlık mı olur demeyin. Bu belki de Linux ile ilgili yazdığım son yazı olacak. Durun size Linux ile tanışmamdan bugüne kadar olanları kendi gözümden aktarmaya çalışayım.
Linux ve bilimum açık kaynaklı işletim sistemleri ile ciddi anlamda tanışmam 2006 yılında gerçekleşti. O zamanlar Windows XP kullanırdım. İlk denediğim Linux dağıtımı yanlış hatırlamıyorsam S.u.S.E. idi. İlk acemice denemelerimin ardından internette araştırdığım diğer Linux dağıtımlarını da denemek için indirip denemeye başladım. İlk kez başka bir işletim sistemi kullanmanın verdiği haz, bambaşka bir arayüz, babmaşka bir çalışma prensibi, her bir dağıtım ile ayrı bir tat vardı. Linux’a yeni başlayan herkes gibi peşi sıra bir sürü dağıtım denedim. Her seferinde sistemin yapısını ve mantığını biraz daha kavrıyordum. Paket sistemi, kernel, pencere yöneticisi, kabuk, gtk+, qt, xorg gibi kavramlar ışık hızıyla akıp geçiyordu gözümün önünden.
Neden Linux’u seçmiştim ve neden bu süreç boyunca diğer işletim sistemlerine gözümü kapamıştım? Cevap basit, Linux dağıtımları açık kaynaklı, ücretsiz ve evet kesinlikle daha güvenlidir. Peki eksisi yok mu? Olmaz mı! her yazılımı Linux’ta bulamazsınız, diğer işletim sistemlerinde basitçe yaptığınız bazı işleri Linux’ta birkaç takla atarak yapabilirsiniz, o da olmazsa dağıtımı değiştirirsiniz vs…
Velhasıl Linux kullanmak güzeldir ama bu güzelliğin bir beledi var. Ben bu bedeli ödemeyi kabul ederek Linux kullanmaya başlamıştım işte.
Linux’u 2 sene kullandıktan sonra, acemiliğimi attıktan sonra, artık işletim sistemine istediğim şekli verebildiğimi farkettim. Artık eskiden yaşadığım sorunlar gözüme basit (ve hatta bazen komik) gelmeye başlamıştı. Karşılaştığım yeni problemleri ise kolayca halledebiliyordum.
2008′in Ekim aylarında Arch Linux kullanmaya başladım. Ve o günden bu güne kadar da başka bir Linux dağıtımını denemek istemedim çünkü ihtiyaç duymadım. Arch istediğim hemen herşeye sahipti. Minimalistti, esnekti ve hızlıydı. Uzun denemelerin verdiği tecrübe ile artık Linux işletim sistemi üzerinde kullandığım programarı belirlemiş, kurduğum işletim sistemini ilk kez 3 ay kadar kararlı formda tutmayı, formatlamamayı başarmıştım. Ve belki 2 hafta önce hiçbir sorun olmadığı halde formatlayıp üzerine Windows kurmasaydım, o kararlı haliyle çok uzun süreler kullanacaktım.
“Ne alaka, nereden geldik Windows’a? Hani Linux kullanıyordun? Madem sorun çıkarmayan bir işletim sistemi, neden format?” Sorularını duyar gibiyim.
Bunun cevabına geçmeden önce bir özet geçeyim. En son kullandığım haliyle Linux benim için şöyle birşeydi;
Linux’u 18 saniyede ihtiyaçlarımın tümünü karşılayacak techizatla tamamen açılmasını sağlamıştım. Açıldıktan sonra sadece 58mb ram harcıyordu.
Bütün dosya sistemlerim ext3 idi, yani toplamda 820GB lık (2 tane) sabit disk üzerindeki bütün dosya sistemlerinin tamamı ext3 idi ve bütün yedeklerimi bunlar üzerinde tutuyordum.
En son Arch’ı online (FTP) kurulum ile en güncel şekilde yapmıştım ve üzerine en sevdiğim yazılımları yükleyip binbir emek ile istediğim kıvama getirmiştim.
Ve herşey saat gibi tıkır tıkır işliyordu. Canavar gibi bir performans ile. Woarr!
Yukarıda sorup cevabını es geçtiğim sorunun cevabına şimdi gelelim. 3-4 hafta kadar önce eskiye nazaran daha sık dizi/sinema filmi izlemeye başlamamla birlikte bir problem gözüme artık daha çok batmaya başladı. Aslında bana ilk defa bir problem olarak gözüktü. “Tearing” problemi. Türkçesi ile yırtılma; video oynatılırken yatay düzlemde oluşan kaymalar.

Resmi tam boyutunda görmek için: http://munirekinci.files.wordpress.com/2009/03/shining1.jpg
Linux kullanmanın bedelini ödemeyi kabul etmiş bünye 2-3 yıl Linux kullanmanın verdiği tecrübeyle hemen bu görüntü bozukluğunu düzeltmek için harekete girişir. ”Super user” bu problemi çözmek istemiştir
.
İlk olarak ekran tazeleme hızlarını kontrol ettim. Monitör üreticisinin söylediği frekansları olduğu gibi xorg.conf’a aktardım. Ama video oynatımındaki görüntü yırtılması düzelmedi. Ardından Nvidia sürücülerini güncelledim. Ama oda düzeltmedi. Sorun başka bir yerden kaynaklanıyor olmalıydı! Kernel’in en son sürümünü yükledim. -Cık- yine olmadı. “Demekki sorun video oynatıcıdaymış” dedim, mplayer’ı en ince ayrıntılarına kadar kurcaladım. Mplayer parametrelerin hepsini hatmettim. Olmadı. Mplayer’ın kararlı sürümü silip SVN sürümünü yükledim. Yine olmadı. Kaffeine, VLC, Xine, Totem gibi bilimum oynatıcıları denedim. Gene olmadı. Azimle devam ettim. Pencere yöneticisini değiştim. (Mevcut olan Openbox idi.) Yine olduramadım. Dağıtım arızalı deyip en güzel Unix türevi işletim sistemi olan Arch Linux’u bir yana bırakıp, alâkasız bambaşka dağıtımlar yükledim ve buraya kadar ki denenlerin hepsini bir de onlarda denedim. Ve yine düzelmedi.
Bunun üzerine, Linux kullanmaya başladığım günden beri fedakarlıkta bulunduğum kimi küçük kimi büyük, kimi alternatifli kimi alternatifsiz olan şeyler üzerine düşündüm ve kendimi yazılım özgürlüğünü sevdiğim ve desteklediğim için normalde yapılabilitesi mümkün olan bazı şeylerden alıkoyduğumu, mahrum bıraktığımı ve bunun da saçma olduğunu farkettim, dolayısı ile Linux’u ve genel olarak Unix işletim sistemlerini kullanmayı bırakmaya karar verdim. (Cümle biraz uzun oldu.
)
Videolardaki yırtılma problemine gelince. Benim tecrübelerime sabit sadece bir tane çözüm yolu var Linux kullanıcısı arkadaşlarım oda şudur ki: Windows + herhangi bir video oyatıcı.
Windows kullanmaya başlamam ile bütün dosya sistemlerini ext3′den ntfs’ye çevirdim.
Window ortamlarında yaygın olan virüs problemi var, ama onun için de bir çözümüm var
, bilmediğim çalıştırılabilir (exe, bat, com, inf, dll, msi vs..) dosyaları açmayarak ve autorun özeliğini devre dışı bırakarak bilgisayara zararlı bulaşma riskini %99 azaltmış bulunmaktayım.
Nasıl ki Unix ortamındaki “rm -rf /etc” komutunu ya da bu komutu içeren bir betik dosyasını ya da bunun ile aynı işlevi gören herhangi bir derlenmiş çalıştırılabilir (binary) dosyayı gerekli yetkiyle bilinçsiz bir şekilde çalıştırırsanız bu sizin bilgisayarınıza zarar verecek ise (ki bu onun hükmünü sizin açınızdan virüs yapar) Windows ortamında da tıpkı bununla benzer işleve sahip bir zararlıyı çalıştırırsanız sisteme zarar gelecektir. Bu normaldir.
Autorun isimli kullanıcıya kolaylık sağlaması için geliştirilen ve kötü amaçlar dahilinde kullanılması sebebi ile virüs yayılımının artmasına sebep olan Windows parçası da çok basit bir biçimde devre dışı bırakılınabiliniyor. Ve tertemiz bir Windows. Öneririm.
Sadece video için bırakılabilecek bir aşk değildir linux. Çok çok alırım bir dvd takarım kralını oynatır. Usb girişi olanlar 59 tl şu anda. Neden onca emeği boşa saydığın konusunda beni ikna edemedin Münir. ve sanırım edemeyeceksin…
By: Çağlar on Şubat 17, 2009
at 01:58
Selamlar Blogunuzu yeni gördüm ve bu yazı dikkatimi çekti bende 98 yılından beridir linux kullanıyor(dum) insan bi yerden sonra yeter artık diyor ve gerçekten windows’a geçince huzuru buluyor sistemle sürekli uğraşılmazki yok o çalışmadı yok lib’ler kafayı yedirtiyor en sonunda linux adama en iyisi kullanmamak.
By: Anonim on Şubat 17, 2009
at 10:07
@Çağlar
Yanılmıyorsam uzun süredir ben de senin gibi düşünüyordum.
Linux kullanma pahasına birçok şeyden ödün verdim. Zaten bunu yapmasaydım yani bazı konularda fedâkârlık yapmayıp, ben eskiden bunu böyle yapardım anlayışı ile gitseydim bunca zaman kullanamazdım. En fazla 1 hafta deneyip ardından pes ederdim.
“Linux üzerinde adam akıllı video izleyememek Linux’u bırakmak için bir sebep midir?” kısmına gelirsek; Ben artık en basitinden film izlemek işini bile Linux üzerinde (sorunsuz bir biçimde) yapamadıktan sonra bu işte ayak diretmemin (kendi adıma) pek mantıklı olduğunu düşünmemeye başladım.
@Anonim
Aynı fikri paylaşan birini görmek sevindirdi. Yorumunuz için teşekkür ederim.
By: munirekinci on Şubat 17, 2009
at 19:51
Üzüldüm…
Seninle, yanılmıyorsam, Ceviz Forum’un GNU/Linux bölümünden gelen bir tanışıklığımız var. Ubuntu Türkiye üzerinde de devam ettirdik… Pek yazını okudum ve istifade ettim; Linux’u bırakma kararına, en basitinden bu sebeplerle, pek üzüldüm…
Şüphesiz ki Linux mükemmel değil; Evet, film ya da dizi seyrederken ya da daha genel ifadeyle video seyrederken bende senin fark etttiğin yatay bozulmaları fark ettim. Bunun için Linux bırakılır mı, evet göz devamlı ona takılıyorsa bırakılır. Ama Linux, bana göre, ihtiva ettiği felsefesinden ötürü bırakılmamalı…
Kararına saygı duyuyorum ama kararından döndüğün günün de yazısını bekliyorum.
By: dimetokavi on Şubat 23, 2009
at 10:35
Nasıl bir problem bu? Ben şahit olmadım. Yani dvd,vcd, pc içinde kayıtlı divx, rbmv vb her türlü dosyayı sorun olmadan izliyorum. Gerçi ben yeni bir linux kullanıcısıyım. sistemi daha iyi çözdükçe bahsettiğiniz sorunu daha iyi anlayabilirim. Ayrıca windows gibi bünyesinde binlerce bilgisayar mühendisi, binlerce bilgisayar teknisyenin çalıştığı bir şirketlenme yapısı yok linux camiasının. Ayrıca koca amerika ve koca pc piyasası windowsun arkasında. her türlü donanımlar,oyunlar,programlar windows baz alınarak geliştiriliyor vs. neyse bu konu uzar. linux bir felsefe’dir zaten. Windows da kullanıyorum, windows’a işim düşerse onla çalışıyorum (daha doğrusu çalışmak zorunda kalıyorum)(nadir) ama zamanımın çoğunu linux’la geçirmek çok daha eğlenceli. windows dünyayı sömürmeye devam etsin, devletlerden her yıl milyonlarca dolar kazanıp gazze’ye, ırak’a bomba olarak yağdırsın biz de mutlu mesut windows’da “güneş’in gözyaşları” filmini izlemeye devam edelim. duygulanalım… saygılar.
By: Can on Mart 15, 2009
at 04:55
sitenize sek sek bloglarda gezerken rastgele ulaştım. bir linuxu birakip win’e geçiyorum yazısı dikkati illa ki çekiyor insan görüşünü belirtmek istiyor
olayın en temelinden başlarsak
işletim sistemleri araçtır .. pek çok linuxsever arkadaş artık bunu amaç olarak kullansa da öyledir : ) misal facebook-msn-film-mp3-webde araştırma gibi amaçlarla bilgisayar kullanan bir insanın unix türevi bir sistem kullanması demek kafasını onlarca yüzlerce işine yaramayacak bilgi doldurması ve çok fazla zaman kaybedecek demek.
ama “bilgisayar kullanan” bir insan ki sanırım sizde programlamayla vs ilgileniyormuşsunuz, zaman kaybı oluyor diye windowsa geçmesi kendine yazık etmesi olur. Linux sizi zihnde tutar,devamlı bilgilerinizi yenilirseniz, linux size detayları gösterir,linux temelini öğrenmenizi sağlar vs.vs.vs. sizin de bildiğiniz gibi liste uzar gider. geçen 2senede linux yerine windows kullansaydınız eminim ki çok daha geri seviyede olurdunuz. kaybettiğinizi sandığınız zamanlar size çok şey kazandırıyor aslında.
py konusunda da başarılar dilerim
By: dogan on Mart 22, 2009
at 05:40
@munirekinci, blog adresini Ubuntu-tr forumlarındaki imzanda görüp girdim. Yazını okuyunca “şok” oldum desem abartmış olmam. Sıkı bir “yüksek kaliteli film” arşivcisi olarak ahsettiğin konuyu hiç yaşamadım. MKV uzantılı yoğun sıkıştırılmış dosyalarda bile filmin açılışında 3-4 saniyelik görüntü bozukluğundan başka bir sıkıntım olmadı. (Bu sorunu da videoyu açıp 10-15 saniye oynattıktan sonra başa alarak giderebiliyorsun) Üstüne üstlük kullandığım dizüstü bilgisayar, dahili ekran kartlı, 1gb belleği olan, Amd Turion X2 işlemcili “tırt” bir bilgisayar. Üzerinde kurulu orijinal Vista ile videolar takılıyorken Ubuntu ile herhangi bir sorun olmadan film izleyebiliyorum. (Başlarda altyazılardaki Türkçe karakter sorunlarını çözmek için epey uğraşıyordum ama VLC ve Smplayer’ı keşfedince o sorunlar da ortadan kalktı) Kısacası, 2 çizik yüzünden Linux’un üzerini çizmene anlam veremedim
By: Onur Gozupek on Nisan 26, 2009
at 18:29
Linux camiasının bu kaybına bende üzülüyorum gerçekten. Ubuntu tr deki bilgilerini paylaştıkça diyordum bu linux gönülleri oldukça linux her zaman biraz daha güçlenecek. Kararınıza saygı duyuyorum. Sizden bir ricam ise linuxu kullanmayı bırakmış olsanız bile bilgilerinizi paylaşmayı lütfen bırakmayan.
By: Taner on Haziran 28, 2009
at 23:59
Aynı nedenden dolayı ben de epey sıkıntı çektim.
Dağıtımdan dağıtıma dolaştım, xorg.conf’larla uğraştım ama tearing sorununa bir çözüm bulamadım.
Derken, geçen gün Pardus 2009′u harici diske kurup bir deneyeyim diye düşündüm.
İnanır mısınız, videolar pırıl pırıldı. Ne tearing, ne pixel kayması…
Acaba Pardus’un codecleri Ubuntu’dan farklı mı?
By: gotocan on Ağustos 4, 2009
at 10:47
Ubuntu TR den tanıyorum sizi, gıyabında tabi.. geçen sene, aynen sizin gibi düşünerek Ubuntu’dan kopmuş Windowsa dönüş yapmıştım.. Bende ses sorununu bir türlü çözemiyordum.
Laptop’la birlikte verilen yasal lisanslı Vistayı kurdum. Önceleri de Windows üzerinde virüs trojan keylogger vs gibi şeylere karşı dikkatliydim, kullanırım diyordum.. Aradan 1 ay geçti Windows Media Player hata verip açılmamaya başladı (tabi güncellemeleri yapıyorum, sistemim Ubuntu’da bile günceldir) önemsemedim, alternatif daha iyi media oynatıcıları var elbet.
Ama bir yerde bir sorun olunca kurtlu da olduğumdan
sorun batmaya başladı.. Onu çözmek için google google gezerken bir akşam kullanıcı klasörümünde hata verip kapandığını gördüm. Haydii ama daha 1 ay oldu ya
Windows yardım siteleri, Windows online teknik destek elemanları ile çeşitli görüşmeler.. Olmadı Teknik Destek bana “Vistayı yeniden kurarsanız sorununuz çözülür” bile dedi
Elimin altında Pardus 2008.2 vardı ve sinirle kurdum onu.. o gün bugündür Windows kurmadım hiç
Ubuntu 9.04 -benim için- şu anda MÜKEMMEL çalışıyor, hiç bir şeye de ihtiyaç duymuyorum..
Windows 7′yi de denedim tabi cilalanmış Vista gibi göründü gözüme, elbet radikal değişiklikler yapılmış ama yok kalsın..
Birgün sizinde Windows’un akan kokan bir yanı rahatsız edecek ve sizde bir gece yine elinizde Linux CD si ile laptop’ınıza Linux kuracaksınız
Bundan hiç şüphem yok
By: kemalmete on Ağustos 5, 2009
at 18:13
teşekkürler bilgiler için…
By: moda tasarım on Eylül 16, 2009
at 18:19
Sizi ubuntu.tr’de tanımıştım hatta bir çok sorunum da yardımcı olmuştunuz, yazınızı okuyunca şaşırdım. Bence GNU-Linux sadece bir işletim sistemi değil, GPL lisansının sağladığı özgürlük aynı zamanda yeni bir bakış açısı, yeni bir dünya görüşüdür. Sizin Linux ve kürtçe tartışmalarınızda yazdıklarınız aklıma gelince bu özgürlükten vazgeçeceğinizi düşünmüyorum, sadece biraz soluklanma, nefes alma.
Son olarak ARCH’ın kararlılığı bir linux kullanıcısının kararlığını değiştirmiş.!!!
By: ynt on Eylül 19, 2009
at 23:20